Necip Fazıl Kısakürek Kaldırımlar Şiirinin Edebi İncelemesi

Necip Fazıl’ın en önemli eserlerinden olan Kaldırımlar’ın Zihniyeti, Nazım Birimi, Ahenk Unsurları, Söz Sanatları, Ses Olayları, İncelemesini yazımızın devamında bulabileceksiniz, ayrıca yazımızın devamında Nezi Fazıl’ın en öenmli eserlerinden olan Kaldırımlar şiirin tamamını okuyabilirsiniz;

necip-fazil-kaldirimlar

Kaldırımlar Şiirinin Nazım Birimi: Dörtlük

Kaldırımlar Şiirinin Birim Sayısı: Sekiz (sekiz dörtlükten oluşuyor)

Kaldırımlar Şiirinin Ölçüsü: 7+7=14’lü hece ölçüsüyle yazılmış.

Kaldırımlar Şiirinin Ahenk Unsurları: Kafiye ve rediflerle ahenk unsurları sağlanmış.

Kaldırımlar Şiirinin Kafiye ve Redifleri:

1. Dörtlük

ortasında → -tasında

yürüyorum→ -rüyorum » -r+üyorum} –rü: tam uyak, +yorum: redif

noktasında→ -tasında » -ta+sında } –ta: tam uyak, +sında: redif

görüyorum → -rüyorum

2. Dörtlük

kapanık → -anık

yıldırımlar → -ldırımlar» –ldırım+lar }-ldırım: zengin uyak, +lar: redif

uyanık → -anık » -a-nık }-a: yarım uyak, -nık: redif

kaldırımlar → -ldırımlar

3. Dörtlük

birikiyor → -ikiyor

devler → -evler » -ev+ler } –ev: tam uyak, +ler: redif

dikiyor → -ikiyor » -ik+iyor } –ik: tam uyak, +iyor: redif

evler → evler

4. Dörtlük

annesi → -esi

insandır → -sandır » -san+dır }-san: tam kafiye, +dır: redif

sesi → -esi » -es+i }-es: tam uyak, +i: redif

lisandır → -sandır

Kaldırımlar Şiirinin Söz Sanatları:

Tekrir: Kaldırımlar, sokak ve ben kelimelerinin şiirde tekrar edilmesiyle tekrir sanatı yapılmıştır.

Aliterasyon: “k” sesinin şiirde sıkça kullanılmasıyla aliterasyon söz sanatı yapılmıştır.

Teşhis: Şu dizelelerde teşhis (kişileştirme) sanatı yapılmıştır.

“Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar”

“Biri benim, biri de serseri kaldırımlar”

“Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!”

Teşbih: Şu dizelerde teşbih sanatı yapılmıştır.

“Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.”

“İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.”

Mübalağa: “Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…” dizelerinde mübalağa (abartma) sanatı yapılmıştır.

Kaldırımlar Şiirinin Dili: Sade, duru ve anlaşılır bir dille yazılmıştır.

Kaldırımlar Şiirinin Teması: Yalnızlık

Kaldırımlar Şiirinde Gelenek: Şiirin yazıldığı dönemin sosyal hayatı şiire aks etmiştir.

Kaldırımlar Şiiri ve Şair: Necip Fazıl’ın hayata bakış açısı, dünya görüşü ve felsefesi şiire yansımıştır.

Kaldırımlar Şiirindeki Ses Olayları:

sokaktayım: Sokaktayım kelimesinde ünsüz benzeşmesi ses olayı vardır. sokak-dayım=sokaktayım

bir sokak ortasında: Ortasında kelimesinde “nkaynaştırma harfi vardır. ortası-n-da

karanlığa saplanan: Karanlığa kelimesinde ünsüz yumuşaması ses olayı vardır. karanlık-a=karanlığa

beni bekleyen: bekleyen kelimesinde “ykaynaştırma harfi vardır. bekle-y-en

kül rengi bulutlarla: Rengi kelimesinde ünsüz yumuşaması ses olayı vardır. Renk-i=rengi

bacasını kolluyor: Kolluyor kelimesinde ünlü daralması ses olayı vardır. kolla-yor=kolluyor

hep simsiyah: Simsiyah kelimesinde pekiştirme yapılmıştır. sim-siyah

çilekeş yalnızların annesi: Yalnızların kelimesinde ünlü düşmesi ses olayı vardır. yalın-ız=yalnız, annesi kelimesinde ise kaynaştırma ünsüzü vardır. anne-s-i

içimde kıvrılan: Kıvrılan kelimesinde ünlü düşmesi ses olayı vardır. kıvır-ılan=kıvrılan

yumuşak bir kucakta: Kucakta kelimesinde ünsüz sertleşmesi ses olayı vardır. kucak-da=kucakta

emzirdiği çocuğum: Emzirdiği kelimesinde ünsüz yumuşaması ses olayı vardır. emzirdik-i=emzirdiği, çocuğum kelimesinde de ünsüz yumuşaması vardır. çocuk-um=çocuğum

bitmesin yolculuğum: Yolculuğum kelimesinde sessiz yumuşaması ses olayı vardır. yolculuk-um=yolculuğum

Ben gideyim: Gideyim kelimesinde “ykaynaştırma ünsüzü vardır. gide-y-im

sabahı göreyim: Göreyim kelimesinde “ykaynaştırma ünsüzü vardır. göre-y-im

sımsıkı bürüneyim: Sımsıkı kelimesinde pekiştirme vardır. sım-sıkı, bürüneyim kelimesinde “ykaynaştırma ünsüzü vardır. bürüne-y-im

esrarlı bir uykuya: Uykuya kelimesinde “ykaynaştırma harfi vardır. uyku-y-a

KALDIRIMLAR
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…

II

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!
Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur…
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları…

III

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.