24 Ekim 2020

Dursun Ali Yaz Antik Çağdan Geleceğe Para Kitap Alıntıları

Para Hakkında Yazılmış Müthiş Bir Eser.

Araştırmacı yazar Dursun Ali Yaz’ın Antik Çağdan Geleceğe Para adlı eserinde yer alan o kadar altı çizilecek sözler, faydalı ve birçoğunu ilk defa duyabileceğiniz bilgiler var ki. Bu yazımızda kitapta yer alan güzel bilgilerin yer aldığı paylaşılması gereken birçok alıntıdan bazılarını paylaşacağım.

Dursun Ali Yaz Antik Çağdan Geleceğe Para Kitap

Dursun Ali Yaz’ın Antik Çağdan Geleceğe Para Eserinden Alıntılar

Para yokken insan vardı fakat insanlık tarihi parayla başladı.

Para kavramıyla ilk tanıştığımız 11.000 sene öncesinde insan ve ürün sayısı azdı. Bu yüzden paranın somut versiyonuna gerek duyulmuyordu. İhtiyaçlar, değiş tokuşla temin ediliyordu. Paranın fiziken olmasa da ruhen dolaşımda olduğu bu sisteme Trampa Para diyoruz. Nüfus sayısı ve ürün çeşidi arttıkça daha gerçekçi bir ödeme aracına ihtiyaç duyarak Mal Para formunu keşfettik. Tarihteki ilk mal para, Sümer arpasıydı.

Dursun Ali Yaz Antik Çağdan Geleceğe Para

İster çaydan toplansın ister madenden çıkarılsın, ışıldayan her şey altın değildir. Doğada bulunan altın cevherinin içinde gümüş ve bakır bulunur. Bugüne kadar yekpare çıkarılan en büyük altın madeni 78 kilogramdı. Avusturalya’da bulunan bu parçanın % 91’i saf altın, kalanı ise gümüş ve bakırdı. Altın madeninin kimyadaki saflığı yüzde ile kuyumculuktaki saflığı ayar sözcüğüyle ifade edilir. Altının ayarı, cevher içindeki altın miktarının cevherin toplam ağırlığına oranıdır. Bu oran binde olarak ifade edilir ve milyem denir. Ayarın yüksek olması, saflık derecesinin artmasıyla doğru orantılıdır. Yüzde yüz saf altın, 24 ayardır. 22 ayar altın ise 24’de 22’si ham, kalanı bakır demektir. Örneğin Osmanlı sikkelerinin torunu olan günümüz çeyrek altını, 1,75 gram ve 22 ayardır. Başka bir ifadeyle 1,60 gramı altın, 15 gramı bakırdır. Türkçe’de saf altını tanımlayan som sözcüğü ise halen Kırgızistan ve Özbekistan’ın milli parasıdır.

Jawes Watt, 1780 yılında bir atın 75 kiloyu bir saniyede bir metre yukarıya kaldıran kuvvetini, bir beygir gücü olarak tanımladı.

Dursun Ali Yaz Antik Çağdan Geleceğe Para Kitap Alıntıları

Medeniyetlerin filizlenmeye başladığı o günlerde insan sayısı azdı ve haliyle herkes değerliydi. İnsanı üreten tek canlı ise kadındı. Toprağın doğurganlığını da onlardan öğrenmiştik. Böylesine iki önemli ayrıcalığa, anaçlığı da eklenince kadınların toplum nezdinde yücelmesi kaçınılmaz oldu. Artık Tanrıçalık yolu açılmıştı. Anaerkil dünyanın başlıca figürlerinden Afroditler, Kibeleler, Tomris Hatunlar işte o günlerin yadigarıdır. Anadolu kültüründe ‘Kadın insandır, erkek insanoğlu,’ mottosuyla hayat bulan bu yüce canlının yaratılışı, Hint mitolojisinde şöyle anlatılır: ‘Tanrı; yaprağın hafifliğini, ceylanın bakışını, güneşin sıcaklığını, sisin gözyaşını aldı. Rüzgarın kararsızlığını, tavşanın ürkekliğini ekledi. İçine de kıymetli taşların sertliğini, balın tadını, kaplanın yırtıcılığını, ateşin yakıcılığını, kışın ayazını, saksağanın konuşkanlığını, kumrunun sevgisini kattı. Bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadını yarattı… Sevsin diye de erkeği ona armağan etti.’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.